Modernleşme ile birlikte değişen ve gelişen dünya şartlarında milletlerin varlığının yalnızca siyasi sınırlarla değil; dil, düşünce ve kültürel ilerleme ile tayin edildiği anlaşılmıştır. Bir milletin kültür ve medeniyet oluşturabilmesi hem kendi istikbalinin garantisi olmuş hem de diğer devletler ile olan ilişkilerin seyrini belirlemiştir. Bu bağlamda Türk milleti, yeryüzünde fiziki izlerini bıraktığı kadar, zihnî birikimiyle de medeniyetlerin ortak vicdanına dokunmuştur. Türkler tarih boyunca yalnızca göç eden, fetheden ve devlet kuran bir topluluk değil; aynı zamanda dil kuran, düşünce inşa eden ve medeniyet tasavvurunu süreklileştiren bir zihniyet taşıyıcısı olmuştur. Bu sürekliliği çağdaş epistemolojik çerçevede yeniden yorumlamak ve Türkçülüğü yalnızca siyasi bir refleks değil, akademik, felsefi, tarihsel ve kültürel bir dünya görüşü olarak ele almak amacıyla Türkçülük Araştırmaları Dergisi yayın hayatına başlamaktadır. Bu dergi, Türkçülüğü ideolojik dogmaların ötesine taşıyarak, onu hem tarihsel bağlamıyla hem de çağdaş meselelerle irtibatlandırarak, çok boyutlu ve disiplinlerarası bir düşünce zemini kurmayı hedeflemektedir. Bu yönüyle Türkçülük Araştırmaları Dergisi, yalnızca bir bilimsel yayın değil; bir düşünce iklimidir, bir entelektüel seferberlik çağrısıdır ve aynı zamanda Türkçü belleğin akademik formda örgütlenmiş hâlidir.
Türkçülük Araştırmaları Dergisi’nin bir yayın geleneğinden doğduğunu belirtmekte fayda vardır. Tarihsel arka plana bakıldığında Türkçülük düşüncesinin matbuattaki ilk tezahürleri, yalnızca fikir aktarımı değil, aynı zamanda bir düşünce sisteminin inşasına yönelik öncü denemeler olarak hayat bulmuştur. Bu bağlamda, Hasan Bey Zerdabi’nin 1875-1877 yıllarında yayımladığı Ekinci gazetesi, Türkçülüğün toplumsal hayata ilk karıştığı mecralardan biridir. Ardından 1883’ten 1918’e kadar Bahçesaray’da Gaspıralı İsmail Bey tarafından çıkarılan Tercüman gazetesi, Türk dünyasında müşterek bir dil, fikir ve ülkü birliğinin temellerini atan, etkisi yalnızca Kırım’la sınırlı kalmayan kurucu bir yayındır. Gaspıralı’nın “dilde, fikirde, işte birlik” şiarı etrafında şekillenen bu gazete, Türkçülüğün aydınlar nezdindeki ilk sistematik tahayyüllerini besleyen entelektüel kaynaklardandır. Bu fikrî yöneliş, 1905-1906 yıllarında Hacı Zeynalabidin Tagiyev’in maddi desteği, Ali Bey Hüseyinzade, Ahmet Bey Ağaoğlu ve Ali Merdan Bey Topçubaşı’nın editörlüğünde yayımlanan Hayat gazetesiyle Kafkasya’da yeni bir boyut kazanmıştır. 1906-1907 yıllarında Hayat’ın devamı niteliğindeki Füyuzat dergisi ise yine Hüseyinzade ve Ağaoğlu gibi isimlerin katkılarıyla Türkçülüğün estetik ve ilmî boyutlarını derinleştirmiştir. Bu yayın çizgisi, modernleşme ve kimlik arayışlarını merkeze alan İrşad gazetesiyle daha da genişlemiş; 1905-1908 yılları arasında Ağaoğlu’nun editörlüğünde yayımlanan İrşad, dönemin aydınları için önemli bir fikir merkezi haline gelmiştir. Aynı dünya görüşü çerçevesinde 16 Eylül 1914’ten 1916 yılının ortalarına kadar faaliyet gösteren Dirlik dergisi, Azerbaycan Türklerinin millî varlığını koruma ve yaşatma mücadelesi vermiştir. Güney Kafkasya’daki ilk sistemli Türkçü yayınlardan biri olarak öne çıkan Dirlik dergisinin imtiyaz sahibi Ebülfezl Metlebzade, sorumlu müdürü ise Aliabbas Müznib’dir. Türklüğe hizmet amacıyla çalışmalara başlayan bu yayın geleneği, Mehmet Emin Resulzade’nin 1915-1918 yılları arasında çıkardığı Açık Söz gazetesiyle siyasal bir mahiyet kazanmıştır. Nitekim bu tarihlerde Türkçülük politik bir söylemle buluşmuştur.
Türkçü yayın faaliyetleri yukarıda bahsi geçen gazete ve dergilerle sınırlı kalmamış, 1905 Ekim Devrimi’nin doğurduğu özgürlük atmosferi Türkistan ve İdil-Ural’daki Türk topluluklarını da etkilemiştir. Bu bağlamda, Kazan ve Bakü ile neredeyse eş zamanlı olarak Astırhan’da Mustafa Lütfi İsmailov Şirkovski tarafından çıkarılan Burhan-ı Terakki (1906-1911), bölgenin ilk Türkçe-Tatarca gazetesidir. Burhan-ı Terakki, yalnızca bir gazete olmakla kalmayıp Şirvanski’nin kurduğu matbuat çevresinin de temelini atmıştır. Daha sonra yayımlanan Mizan (1908), Tup, Hamiyet, Islah ve Hak gibi yayınlar Astarhan’daki Türk-Müslüman aydınlarının sesini duyurmuştur. 1910’lu yıllarda Rusya Türkleri ve Türkistan coğrafyasındaki aydın çevreler yalnızca yazılı değil, görsel kültür üzerinden de Türkçü bilinci şekillendirmeye yönelmişlerdir. Bu bağlamda, Altaylı ressam ve aydın Çoros Gurkin, 1914 yılında tanıştığı fikir ve sanat çevreleriyle birlikte Altay’da Hayat adlı gazeteyi yayımlamaya başlamıştır. 1911-1918 yılları arasında St. Petersburg’da basılan ve Barnaul’da dağıtılan bu resimli gazete, yalnızca Altay Türklerinin değil, Sibirya’daki Türk halklarının da modern kimlik ve tarih bilinci kazanmasında önemli bir kültürel araç haline gelmiştir. Görsel içeriğiyle öne çıkan Altay’da Hayat, Türkçülük çerçevesinde sanat ve siyaseti birleştiren nadir süreli yayınlar arasında yer almaktadır.
Benzer şekilde, Ubeydulla Asadulla Hocayev tarafından Taşkent’te 1914 yılında yayımlanmaya başlayan Sadayi Türkistan gazetesi, Ceditçi aydınların öncülüğünde Türkistan’daki millî uyanışı teşvik eden önemli bir yayın organı olmuş; eğitim, toplumsal reform ve bağımsızlık fikrini savunarak Türkistan’da Türkçü bilincin yeşermesine katkıda bulunmuştur. Türkiye’de faaliyet gösteren Azerbaycan muhacir basını da Türkçü yayıncılığa uluslararası bir boyut kazandırmıştır. Bu çerçevede, Türk diasporasının ilmÎ ve entelektüel faaliyetleri Türkçülük fikrinin sınırları aşan üstün bir mefkûre hâline gelmesine olanak tanımıştır. Nitekim 1923-1927 yılları arasında Resulzade’nin önderliğinde İstanbul’da yayımlanan Yeni Kafkasya dergisi, Azerbaycanlı Türk aydınların çıkardığı ilk dergi olarak millî mücadele, antikomünizm ve Kafkasya’daki Türk varlığına dair yazılarla dikkat çekmiştir. Ardından 1929-1931 yılları arasında yayımlanan Odlu Yurd dergisi, Latin alfabesiyle yayımlanan ilk Azerbaycanlı Türk muhacir dergisi olarak yalnız Azerbaycan’ın değil tüm Rus işgali altındaki milletlerin meselelerini Türkçü bir çerçeveden ele almıştır. Dergide dönemin güncel sorunlarına, uluslararası ilişkiler temelindeki gelişmelere ve İslam dünyasının durumuna dikkat çekilmiştir. İlmî ve kültürel sahada söz söyleme kaygısı taşıyan Türkçü yayınlar Ahmet Caferoğlu’nun idaresinde 1932’de çıkarılmaya başlanan Azerbaycan Yurt Bilgisi dergisiyle büyük oranda amacına ulaşmıştır.
Sürgündeki Türkistanlı aydınlar ise Türkçülük fikrini Avrupa’ya taşımıştır. 1927-1939 yılları arasında Berlin, Varşova ve son olarak İstanbul’da yayımlanan Zeki Velidi Togan’ın başkanı olduğu Türkistan Milli Birliği’nin yayın organı olan, Osman Kocaoğlu’nun imtiyaz sahipliğinde ve Mehmet Kazım’ın ve ardından Mecdeddin Ahmet’in sorumlu müdürlüğünde çıkan Yeni Türkistan dergisi, Sovyet sömürgeciliğine karşı Türkistan’ın bağımsızlığını savunmuş; Türkçü ve antikomünist çizgisiyle hem doğu hem batı Türk dünyasında derin etkiler bırakmıştır. Bu ideolojinin en sistematik ve süreklilik arz eden yayınlarından biri olan Mustafa Çokay’ın çıkardığı Yaş Türkistan mecmuası ise 1929-1939 yılları arasında Berlin’de çıkarılmış, toplam 117 sayıdan oluşan 10 ciltlik koleksiyonuyla muhaceretteki Türkistan millî mücadelesinin bütün safhalarını belgeleyen temel kaynak hâline gelmiştir. Siyasal bir mahiyet taşıyan mecmua, millî istiklal ve Türkistan’ın geleceği üzerine yürütülen düşünsel mücadelenin mihenk taşı hâline gelmiştir.
Türk milletine hizmet etmek, Türkleri içinde bulundukları siyasal ve kültürel esaretten kurtarmak amacıyla faaliyete başlayan Türkçü yayınlar ortak bir mefkûre ile hareket etmişlerdir. Esas gaye Türklerin başta ilim, kültür ve teknik olmak üzere dünya medeniyetine yön veren çağdaş gelişmelerin öncüsü olmasını sağlamaktır. Bunu yaparken tarihî ve millî köklerden güç almak ise temel dinamik olarak ortaya çıkmıştır. Bu bağlamda Türkiye’de Meşrutiyet’in ilanı ile başlayan milliyetçilik fikri önce dil ve tarih çalışmalarında kendini göstermiştir. 1911’de Genç Kalemler adıyla yayımlanan dergi, Ömer Seyfeddin ve Ziya Gökalp’in yazılarıyla Türkçülük düşüncesine yeni bir ruh kazandırmıştır. Bu fikrî ve ilmî hareket, 1911’de yayımlanmaya başlanan Türk Yurdu dergisinde kurumsal bir kimlik kazanmıştır. Dil ve fikir birliğini halkla buluşturmaya yönelik bir başka çalışma ise 1914’de yayımlanan Türk Sözü olmuştur. Celâl Sahir ve Ömer Seyfettin’in önderliğinde çıkan bu dergi, “halka doğru gitmek, halk için çalışmak” ilkesiyle milliyetçiliği toplumsal bir davaya dönüştürmeyi hedeflemiştir. Ziya Gökalp’ın çalışmaları ile sosyolojik, tarihi ve kültürel bir sistematik kazanan Türkçülük fikri cumhuriyetin ilk yıllarında devletin resmi ideolojisi haline gelmiştir. Milliyetçilik ve Türkçülük kavramı vatandaşlık üst kimliği ile birleştirilmiştir. Millete ve devlete hizmet vatanseverliğin, milliyetçiliğin ve Türkçülüğün temel amacı olarak kabul edilmiştir.
1930’lardan sonra ise Türkçü yayınlar ideolojik ve aksiyoner bir duruşla yeniden şekillenmiştir. Bu sürecin öncüsü 1931-1932 yıllarında Hüseyin Nihâl Atsız tarafından çıkarılan Atsız Mecmua olmuştur. Onun ardından gelen Orhun dergisi (1933-1934 ve 1943-1944), “Bütün Türkler bir ordu” şiarıyla yalnızca tarihî bilinci değil, aynı zamanda siyasal ülküyü de diri tutan bir mücadele alanı hâline gelmiştir. Benzer şekilde Ahmet Caferoğlu’nun yönettiği Türk Amacı dergisi (1942), Türk Kültür Birliği’nin organı olarak, kısa ömrüne rağmen milliyetçi fikriyatın entelektüel çevrede kurumsallaşmasına katkı sağlamıştır. Türkçü yayınlara dair örnekleri çoğaltmak mümkündür. Ancak başlı başına bir literatür taraması ve akademik çalışma gerektiren Türkçü yayınlar hakkında ayrıntılı bilgi vermek bu yazının amacını aşacaktır. Nitekim şunu belirtmekte fayda vardır ki Türkçü yayınların yoğun olarak faaliyet gösterdiği yıllarda dünyada meydana gelen gelişmeler, siyasal ve ideolojik çatışmalar Türkçülük fikrini benimseyen aydınların görüşlerini ve özgürlük sahasını etkilemiştir. Bu bağlamda gerek Türkiye’de gerekse diğer Türk coğrafyalarında meydana gelen siyasal değişimler bahsi geçen dergilerin yayım politikalarını şekillendirmiştir. Öyle ki kimi zaman Türkçü yayınlar serbestçe çalışmalarına devam ederken kimi zaman da tahkikata uğrayarak kapatılmış ve muharrirleri tutuklanmıştır. Nitekim değişen ve dönüşen dünya şartlarında samimi duygularla Türklük mefkûresine ve Türk dünyasına hizmet etmek isteyen aydınlar muhtelif tarihlerde çıkardıkları gazete ve dergilerle seslerini duyurmaya devam etmiştir. Bugün Türkçülük Araştırmaları Dergisi, Türkçü yayın geleneğini akademik bir zeminle buluşturarak, yüz yılı aşan fikrî sürekliliği çağdaş ve entelektüel form içinde yeniden inşa etme kararlılığının bir ifadesidir.
Saygılarımızla
Türkçülük Araştırmaları Dergisi Yönetim Kurulu
20 Eylül 2025
Sign in to your account